Akşam Erken İner Mahpushaneye - Ahmed Arif'in Unutulmaz Şiiri

Bibliyo 

Admin
Katılım
12 Ara 2024
Mesajlar
214
Tepkime puanı
2
Aktiflik Süresi
2g 9s 16dk
Puanları
18
Web sitesi
www.bibliyo.net
Ahmed Arif’in "Akşam Erken İner Mahpushaneye" adlı şiiri, onun eşsiz anlatım tarzını ve şiirsel derinliğini gözler önüne seren önemli eserlerinden biridir. Şair, bu şiirinde mahpushane duvarları arasında sıkışmış hayatların, özlemin ve hüzünlü bekleyişin yankısını güçlü bir şekilde dile getirir.

Şiir, duygusal yoğunluğu ve imgelerle zenginleştirilmiş anlatımıyla okuru hemen etkisi altına alır. "Akşam erken iner mahpushaneye" dizesiyle başlayan bu eser, mahpushane hayatının monotonluğunu ve iç sıkıntısını resmetmekle kalmaz; aynı zamanda hayata ve sevgiye duyulan özlemi de çarpıcı bir şekilde işler. Şairin samimi ve isyan dolu üslubu, okurda derin bir duygu bırakır.

Ahmed Arif, halkın yaşamına dair gerçekleri ve duyguları şiirlerine taşıyan ender şairlerden biridir. Bu şiir de, onun toplumsal meseleleri ve bireysel duyguları harmanladığı eserlerinin bir yansımasıdır.

Şiirin dikkat çeken temaları şunlardır:

  • Özgürlük ve Tutsaklık: Mahpushanenin soğuk duvarları, tutsaklığın fiziksel ve duygusal boyutlarını sembolize eder.
  • Hasret ve Sevgi: Şair, sevdiğine duyduğu özlemi her satıra işler ve bu özlem, şiirin merkezinde yer alır.
  • İsyan ve Hayal: Şair, hapis hayatının zorlayıcı yanlarına rağmen hayal kurmaya ve isyan etmeye devam eder.
Bu şiir, Ahmed Arif'in edebiyat dünyasındaki güçlü yerini sağlamlaştıran eserlerden biridir. Şairin yalın ama etkileyici dilini ve insan ruhuna dokunan derinlikli anlatımını anlamak için bu şiir mutlaka okunmalıdır.


AKŞAM ERKEN İNER MAHPUSHANEYE


Akşam erken iner mahpushaneye.
Ejderha olsan kar etmez.
Ne kavgada ustalığın,
Ne de çatal yürek civan oluşun.
Kar etmez, inceden içine dolan,
Alıp götüren hasrete.

Akşam erken iner mahpushaneye.
İner, yedi kol demiri,
Yedi kapıya.
Birden, ağlamaklı olur bahçe.
Karşıda, duvar dibinde,
Üç dal gece sefası,
Üç kök hercai menekşe...

Aynı korkunç sevdadadır
Gökte bulut, dalda kaysı.
Başlar koymağa hapislik.
Karanlık can sıkıntısı...
"Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri,
Bense volta'dayım ranza dibinde
Ve hep olmayacak şeyler kurarım,
Gülünç, acemi, çocuksu...

Vurulsam kaybolsam derim,
Çırılçıplak, bir kavgada,
Erkekçe olsun isterim,
Dostluk da, düşmanlık da.
Hiçbiri olmaz halbuki,
Geçer süngüler namluya.
Başlar gece devriyesi jandarmaların...

Hırsla çakarım kibriti,
İlk nefeste yarılanır cıgaram,
Bir duman alırım, dolu,
Bir duman, kendimi öldüresiye,
Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,
Ama akşam erken iniyor mahpushaneye.
Ve dışarda delikanlı bir bahar,
Seviyorum seni,
Çıldırasıya...

Ahmed ARİF
 

Konuyu görüntüleyenler


Geri
Üst