Bibliyo
Admin
- Katılım
- 12 Ara 2024
- Mesajlar
- 214
- Tepkime puanı
- 2
- Aktiflik Süresi
- 2g 9s 16dk
- Puanları
- 18
- Web sitesi
- www.bibliyo.net
-
-
- Konu Yazar
- #1
Bir zamanlar, büyük bir orman kıyısında altın saçlı bir kız yaşardı. Bu güneş gibi parlak saçlı kızın adı Sırma idi. Öyle güzel sarı bukleleri vardı ki, herkes ona hayrandı. Fakat tüm bu sevimliliğine rağmen, Sırma bazen haylaz bir kız olabiliyordu.
Her gün oynamak için dışarı çıktığında annesi ona hep aynı şeyleri söylemek zorunda kalıyordu:
– “Sırmacığım, lütfen arka bahçede oyna ama sakın ormanın içine girme.”
Bir gün, güzel bir öğle sonrasında, Sırma arka bahçede oynamaktan sıkılmıştı.
– “Ormana girsem ne olacak ki,” diye düşündü. Etrafına bakındı. Kimseleri göremeyince, birden ormana doğru koşmaya başladı.
Ormanın derinliklerine ilerledi ve sonunda kayboldu. Hem iyice yorulmuş, hem de karnı acıkmıştı. Ağlayacak gibiydi. Biraz daha ilerleyince, ağaçların arasında bir ayı ailesine ait kulübe gördü.
Bu aile, Büyük Baba Ayı, Orta Anne Ayı ve Küçük Yavru Ayı’dan oluşuyordu.
Sessizce yaklaştı. Kapıyı tıklattı ama ses veren olmadı. Pencereden içeriye bakındı ve içeride masa üzerinde üç kase çorba olduğunu gördü. Açlığını hissetti yeniden. Kapıya hızlıca vurdu, kapı açıldı.
– “Kimse var mı?” dedi. Ses yoktu yine. Masaya yaklaştı ve en büyük kasedeki çorbayı içmek istedi.
– “Çok sıcak,” dedi. Yanındaki çorbanın tadına baktı.
– “Bu da çok soğuk,” dedi. Üçüncü kaseye kaşığını daldırdı:
– “Bu ne çok sıcak ne de çok soğuk,” dedi ve çorbanın hepsini içti.
Çorba bitince şöminenin yanında üç sandalye gördü. İlk sandalyeye oturmayı denedi:
– “Ne kadar sertmiş,” dedi. Orta boy sandalyeyi denedi ama bu da çok yumuşaktı. Sonunda üçüncü sandalyeye oturdu.
– “Tam istediğim gibi,” dedi. Ama sandalye birden çıtırt diye kırıldı.
Yandaki odaya girdi. Burada da üç yatak vardı. Büyük olan yatağı denedi:
– “Çok sert,” dedi. İkinci yataksa fazla yumuşaktı. Üçüncü yatak hem boyuna uygun, hem de oldukça rahattı.
Sırma yatağa uzandığı gibi uyuyuverdi.
Bu sırada, ev sahipleri olan ayı ailesi kulübeye geldi.
Baba Ayı:
– “Biri benim çorbamdan tatmış,” dedi.
Anne Ayı:
– “Biri benim de çorbamdan tatmış,” dedi.
Yavru Ayıcık ağlamaya başladı:
– “Biri benim çorbamın tadına bakmakla kalmamış, hepsini içmiş!”
Şömineye baktılar. Baba Ayı:
– “Biri benim sandalyeme oturmuş,” dedi. Anne Ayı:
– “Biri benim de sandalyeme oturmuş,” dedi. Yavru Ayıcık:
– “Biri benim sandalyemi kırmış!”
Yatak odasına gittiler. Baba Ayı:
– “Biri benim yatağıma uzanmış,” dedi. Anne Ayı:
– “Biri benim de yatağıma uzanmış,” dedi. Yavru Ayıcık:
– “Biri benim yatağımda ve hala orada uyuyor!”
Ayılar yatakta uyuyan Sırma’yı görünce şaşırdılar.
Sırma, seslere uyanarak korkuyla başında duran ayıları gördü. Hemen yataktan fırlayıp, koşarak kulübeden uzaklaştı.
Eve vardığında annesi kapıda bekliyordu. Sırma hiçbir şey demeden odasına girdi. O günden sonra, annesi izin vermediği sürece ormana gitmedi.
Her gün oynamak için dışarı çıktığında annesi ona hep aynı şeyleri söylemek zorunda kalıyordu:
– “Sırmacığım, lütfen arka bahçede oyna ama sakın ormanın içine girme.”
Bir gün, güzel bir öğle sonrasında, Sırma arka bahçede oynamaktan sıkılmıştı.
– “Ormana girsem ne olacak ki,” diye düşündü. Etrafına bakındı. Kimseleri göremeyince, birden ormana doğru koşmaya başladı.
Ormanın derinliklerine ilerledi ve sonunda kayboldu. Hem iyice yorulmuş, hem de karnı acıkmıştı. Ağlayacak gibiydi. Biraz daha ilerleyince, ağaçların arasında bir ayı ailesine ait kulübe gördü.
Bu aile, Büyük Baba Ayı, Orta Anne Ayı ve Küçük Yavru Ayı’dan oluşuyordu.
Sessizce yaklaştı. Kapıyı tıklattı ama ses veren olmadı. Pencereden içeriye bakındı ve içeride masa üzerinde üç kase çorba olduğunu gördü. Açlığını hissetti yeniden. Kapıya hızlıca vurdu, kapı açıldı.
– “Kimse var mı?” dedi. Ses yoktu yine. Masaya yaklaştı ve en büyük kasedeki çorbayı içmek istedi.
– “Çok sıcak,” dedi. Yanındaki çorbanın tadına baktı.
– “Bu da çok soğuk,” dedi. Üçüncü kaseye kaşığını daldırdı:
– “Bu ne çok sıcak ne de çok soğuk,” dedi ve çorbanın hepsini içti.
Çorba bitince şöminenin yanında üç sandalye gördü. İlk sandalyeye oturmayı denedi:
– “Ne kadar sertmiş,” dedi. Orta boy sandalyeyi denedi ama bu da çok yumuşaktı. Sonunda üçüncü sandalyeye oturdu.
– “Tam istediğim gibi,” dedi. Ama sandalye birden çıtırt diye kırıldı.
Yandaki odaya girdi. Burada da üç yatak vardı. Büyük olan yatağı denedi:
– “Çok sert,” dedi. İkinci yataksa fazla yumuşaktı. Üçüncü yatak hem boyuna uygun, hem de oldukça rahattı.
Sırma yatağa uzandığı gibi uyuyuverdi.
Bu sırada, ev sahipleri olan ayı ailesi kulübeye geldi.
Baba Ayı:
– “Biri benim çorbamdan tatmış,” dedi.
Anne Ayı:
– “Biri benim de çorbamdan tatmış,” dedi.
Yavru Ayıcık ağlamaya başladı:
– “Biri benim çorbamın tadına bakmakla kalmamış, hepsini içmiş!”
Şömineye baktılar. Baba Ayı:
– “Biri benim sandalyeme oturmuş,” dedi. Anne Ayı:
– “Biri benim de sandalyeme oturmuş,” dedi. Yavru Ayıcık:
– “Biri benim sandalyemi kırmış!”
Yatak odasına gittiler. Baba Ayı:
– “Biri benim yatağıma uzanmış,” dedi. Anne Ayı:
– “Biri benim de yatağıma uzanmış,” dedi. Yavru Ayıcık:
– “Biri benim yatağımda ve hala orada uyuyor!”
Ayılar yatakta uyuyan Sırma’yı görünce şaşırdılar.
Sırma, seslere uyanarak korkuyla başında duran ayıları gördü. Hemen yataktan fırlayıp, koşarak kulübeden uzaklaştı.
Eve vardığında annesi kapıda bekliyordu. Sırma hiçbir şey demeden odasına girdi. O günden sonra, annesi izin vermediği sürece ormana gitmedi.