Bibliyo
Admin
- Katılım
- 12 Ara 2024
- Mesajlar
- 214
- Tepkime puanı
- 2
- Aktiflik Süresi
- 2g 9s 16dk
- Puanları
- 18
- Web sitesi
- www.bibliyo.net
-
-
- Konu Yazar
- #1
Bir zamanlar ormanda, korkunç bir kuraklık başlamış. Kış gelip geçtiği halde, tek bir damla bile yağmur yağmamış.
Susuzluk hayvanların canına tak edince, bu duruma bir çözüm bulmak için toplanmışlar. İçlerinden birisi, kuyu kazmayı teklif etmiş.
Bütün hayvanlar, hatta kuşlar bile gece gündüz çalışıyormuş. Ancak tavşan,
– “Ben daha çok küçüğüm!” diyerek çalışmak istemiyormuş.
Tavşanın böyle nazlanması, diğer bütün hayvanları çok kızdırmış.
Hayvanların emeği boşa çıkmamış. Kazdıkları kuyudan buz gibi bir su çıkınca, herkes çok sevinmiş. Kana kana içip yıkanmışlar.
Ancak kuyunun kazılmasına yardım etmeyen tavşana su vermemişler.
Kral Aslan, tavşanın kuyuya yaklaşmasını önlemek için, kuyunun başına her gün bir nöbetçi görevlendirmiş.
Tavşan, yaptığı hatayı anlamış ama artık iş işten geçmiş. Bir gece, nöbet tutma sırası file gelmiş.
Tavşan, fili çok severmiş ve:
– “Kimse görmeden bana biraz su verir,” diye düşünerek yanına gitmiş. Filin uyuduğunu görmüş.
Çok uğraşmış ama fili bir türlü uyandıramamış. En sonunda gidip, filin kulağına bağırmış.
Fil öyle bir zıplamış ki, kuyunun etrafındaki taş ve toprak yığınına çarpmış. Bütün taş ve topraklar kuyunun içine dökülmüş.
Bu duruma çok üzülen fil, ağlamaya başlamış:
– “Benim yüzümden oldu! Şimdi ne içeceğiz? Sabah olunca diğer hayvanlara ne diyeceğim?”
Tavşan, fili teselli etmiş:
– “Bu kadar üzülme! Elbette bir çaresini buluruz. Hem ikimiz beraberce çalışırsak, sabaha kadar kuyuyu temizleyip açarız.”
Fil:
– “Ama sen küçük ve zayıfsın!” demiş.
Tavşan şöyle cevap vermiş:
– “Sen beni şimdi gör! Bak ki nasıl çalışıyorum.”
Tavşan bir çalışmış, bir çalışmış ki sormayın. Sabaha kadar, fille birlikte kuyuyu açmayı başarmışlar.
Ertesi gün, fil bütün hayvanlara tavşanın çalışkanlığını anlatmış.
Herkes tavşanı alkışlamış ve kuyudan su içmeyi hak ettiğini söylemiş.
Tavşan, sadece su içebildiğine değil, diğer hayvanlarla yeniden dost olduğuna da çok sevinmiş.
Kendisini ormanın bir üyesi gibi görmek, onu çok mutlu etmiş.
Susuzluk hayvanların canına tak edince, bu duruma bir çözüm bulmak için toplanmışlar. İçlerinden birisi, kuyu kazmayı teklif etmiş.
Bütün hayvanlar, hatta kuşlar bile gece gündüz çalışıyormuş. Ancak tavşan,
– “Ben daha çok küçüğüm!” diyerek çalışmak istemiyormuş.
Tavşanın böyle nazlanması, diğer bütün hayvanları çok kızdırmış.
Hayvanların emeği boşa çıkmamış. Kazdıkları kuyudan buz gibi bir su çıkınca, herkes çok sevinmiş. Kana kana içip yıkanmışlar.
Ancak kuyunun kazılmasına yardım etmeyen tavşana su vermemişler.
Kral Aslan, tavşanın kuyuya yaklaşmasını önlemek için, kuyunun başına her gün bir nöbetçi görevlendirmiş.
Tavşan, yaptığı hatayı anlamış ama artık iş işten geçmiş. Bir gece, nöbet tutma sırası file gelmiş.
Tavşan, fili çok severmiş ve:
– “Kimse görmeden bana biraz su verir,” diye düşünerek yanına gitmiş. Filin uyuduğunu görmüş.
Çok uğraşmış ama fili bir türlü uyandıramamış. En sonunda gidip, filin kulağına bağırmış.
Fil öyle bir zıplamış ki, kuyunun etrafındaki taş ve toprak yığınına çarpmış. Bütün taş ve topraklar kuyunun içine dökülmüş.
Bu duruma çok üzülen fil, ağlamaya başlamış:
– “Benim yüzümden oldu! Şimdi ne içeceğiz? Sabah olunca diğer hayvanlara ne diyeceğim?”
Tavşan, fili teselli etmiş:
– “Bu kadar üzülme! Elbette bir çaresini buluruz. Hem ikimiz beraberce çalışırsak, sabaha kadar kuyuyu temizleyip açarız.”
Fil:
– “Ama sen küçük ve zayıfsın!” demiş.
Tavşan şöyle cevap vermiş:
– “Sen beni şimdi gör! Bak ki nasıl çalışıyorum.”
Tavşan bir çalışmış, bir çalışmış ki sormayın. Sabaha kadar, fille birlikte kuyuyu açmayı başarmışlar.
Ertesi gün, fil bütün hayvanlara tavşanın çalışkanlığını anlatmış.
Herkes tavşanı alkışlamış ve kuyudan su içmeyi hak ettiğini söylemiş.
Tavşan, sadece su içebildiğine değil, diğer hayvanlarla yeniden dost olduğuna da çok sevinmiş.
Kendisini ormanın bir üyesi gibi görmek, onu çok mutlu etmiş.